>Bulmaca Sözlüğü a

>- A –

Aba terlik.: PANTUFLA
Abartı. : MÜBALAĞA
ABD Başkanı Eisenhowerin takma adı. : İKE
Abdülhak Hamit Tarhanın manzum trajedisi. : NESTEREN
Abla.: CİCE
Acem hükümdarı. : EKASİRE
Acemi zeybek.: KIZAN
Acemi,bir işe yeni başlayan. : NEVNİYAZ
Acemi. : TOR
Acı biber.: KAYEN
Acı çikolata : BİTTER
Acı kavun. : EŞEK HIYARI
Acı yitimi. : ANALJEZİ
Acıbadem ağacı.: EREZ
Acıklı olay,dram. : HAİLE
Acıklılık. : FECAAT
Aç gözlü.: TAMAHKAR
Açı ölçmeye yarayan dönme hareketli bir çeşit cetvel. : ALİDAT
Açık alan korkusu.: AGORAFOBİ
Açık duran baş parmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık.: SERE
Açık eflatun renk.: KIZILŞAP
Açık havada ızgara veya kızartma yapmaya yarayan ocak.: BARBEKÜ
Açık kapı ve pencereler arasında oluşan hava cereyanı.: KURANDERE
Açık mavi, kırmızı ve beyaz,sıkı ve tatlı küçük elma. : ABİ
Açık tohumlardan parklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen,yurdu Güney Asya olan,palmiyeye benzer ağaç.: SİKALAR
Açık toprak rengi. : BOZ
Açık toprak rengi.: BOZ
Açık ve yüksek sesle.: CEHREN
Açık yeşil ve pembe renkli,kolay işlenen,değerli bir taş. : YEŞİM
Açık,ortada.: AYAN
Açıkgöz,kurnaz,hin.: EKE
Açıkgöz.: CİNGÖZ
Açıklık,bellilik.: BEDAHET
Açıktan geç,yaklaşma anlamında bir denizcilik ünlemi.: ALARGA
Açma,açılış. : KÜŞAT
Ad kavmi hükümdarı Şeddad tarafından cennete benzetilerek yaptırılan efsanevi bahçe.:İREM
Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı.: LOTARYA
Ada çayı. : MERYEMİYE
Adak. : NEZİR
Adalet.: TÜRE
Adana ve Mersin yöresinde güğümle doldurularak sokaklarda satılan ve böbreğe iyi geldiğine inanılan meyankökü şurubu.: AŞLAMA
Adanmış ülke yada İsrail ülkesinin eski adı.: KENAN
Adem ile Havvanın üçüncü oğlu. : ŞİT
Adet görme. : MENSTRUASYON
Adet yokluğu: AMENORE
Adı kötüye çıkmış kimse.: BEDNAM
Adım aralığı. : FULE
Adını anma,sözünü etme.: ZİKİR
Adını bugünkü Bogota yakınlarında yaşamış bir yerli kabilesinin efsanevi yöneticisinden alan masalsı altın ülkesi.: ELDORADO
Adil hükümdar.:DAVER
Afgan halklarından biri. : PEŞTUN
Afganistan ve Pakistan kadınlarının yüzlerini örtmek için kullandıkları bir tür peçe: BURKA
Afrika kabilelerinde krala verilen ad.: KABAKA
Afrika kokarcası da denilen bir kürk hayvanı. : ZORİLLA
Afrika kökenli bir Amerikan müziği.: CAZ
Afrika kökenli bir dans.: BAMBULA
Afrika misk kedisi. : KALEMİS
Afrika ve Asyanın kurak bölgelerinde yaşayan kemirgen bir hayvan.: GERBİL
Afrika zencilerinin çalı çırpıdan yaptıkları çardak gibi barınak.: APATAM
Afrikada gruplar halinde yaşayan ve boyu 30 cm kadar olan memeli bir hayvan.: KUYRUKSÜREN
Afrikada ve Amerikada yaşayan,iri gövdeli,uzun yapraklı palmiye.: RAFYA
Afrikada bir ağaç. : AKO
Afrikada bir oyun türü. : AVELE
Afrikada bir ülke. : BENİN
Afrikada çitle çevrili bir hayvan barınağı ile çevresindeki evlerden oluşan yerleşme biçimi.: KRAAL
Afrikada yaşayan bir antilop. : KOB
Afrikada yaşayan bir leylek türü.: MARABU
Afrikada yaşayan bir yaban kedisi.: İMPAKA
Afrikada yaşayan iki antilop türünün ortak adı. : GNU
Afrikada yaşayan İnek antilobu. : KAAMA
Afrikada yaşayan iri bir antilop: BEİSA
Afrikada yaşayan ve çok hızlı koşabilen bir antilop. : İMPALA
Afrikada yaşayan,narin ve küçük bedenli bir antilop.: BEİRA
Afrikada yetişen ve parlak kerestesi mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç.: OKUME
Afrikadan zenciler tarafından getirildiği sanılan ağır bir Küba dansı. : HABANERA
Afrikanın en yüksek dağı Kilimanjaronun yerli dillerde özgürlük anlamına gelen adı. : UHURU
Afrikanın hızlı koşular için yetiştirilmiş evcil hecin devesi. : MEHARİ
Afrikanın tropikal bölgelerinde yaşayan iri bir leylek cinsi. : TANTAL
Afrikaya özgü bir tür yaban kedisi.: SERVAL
Afyon yöresinde kadınlar tarafından oynanan bir halk oyunu.: FADİK
Afyonun Sandıklı ilçesinde bir kaplıca.: HÜDAİ
Afyondan çıkarılan,öksürüğü kesmek için hekimlikte kullanılan bir madde. : KODEİN
Afyondan elde edilen ve hekimlikte kullanılan bir alkoloit. : PAPAVERİN
Agaragar.: JELOZ
Ağ : APIŞLIK
Ağ yatak. : HAMAK
Ağacın reçinesini çıkarmada,boyanmış eski mobilyaları temizlemede kullanılan beyaz toz.: POTAŞE
Ağaç bilimi. : DENDROLOJİ
Ağaç cilası.: LAK
Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçiminde balık ağı. : VİNTER
Ağaç çivi. : KAVELE
Ağaç dallarından yapılmış gölgelik.: ÇARDAK
Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta.: MARANGOZ
Ağaç rendelemekte kullanılan,uzun marangoz rendesi. : PLANYA
Ağaç sansarı.: ZERDEVA
Ağaç veya demir parçalarını birbirine bağlamakta kullanılan somunlu iri başlı vida: CIVATA
Ağaç veya fidan dikmeye yarayan yer.: OYUM
Ağaç veya kumaştan yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde.: STOR
Ağaç veya topraktan yapılmış küçük testi.: BODUÇ
Ağaç yada sebze dikmek için açılan çukur. : EMEN
Ağaç,bağ çubuğu veya sebze dikmek için açılan çukur.: EMEN
Ağaç,taş ve madenleri oyarak şekil veren usta.: NAKKAR
Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun. : PUS
Ağaçlıklı yol.: ALE
Ağaçtan yapılmış iri çekiç.:TOKMAK
Ağaçtan yapılmış testi.: SENEK
Ağaçtan yapılmış top.: TOMAK
Ağdalı,koyu kıvamlı bir maddenin özelliği,ağdalık.: VİSKOZİTE
Ağı otu.: BALDIRAN
Ağıl,davar ağılı : ARKAÇ : KOM
Ağın her suya atılışıyla bir defada yakalanan balık. : FOROZ
Ağır akan su.: KARASU
Ağır başlı,uslu. : DÖLEK
Ağır bir şeyi denizden çıkarmak veya denize indirmek işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi.: ALGARİNA
Ağır bir yükün yerden yükseltilmesini sağlayan alet.: KRİKO
Ağır cisimleri bir yerden başka bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç.Çekek tahtaları,felek. : FİLENK
Ağır ritimli bir İspanyol dansı.: BOLERO
Ağır tempolu bir İspanyol dansı.: SARABANDA
Ağır topuz.:GÜRZ
Ağır,kalın,dayanıklı ve sağlam.: KUNT
Ağırbaşlı,sözleri ve davranışları ölçülü olan kimse.: DENLİ
Ağırbaşlılık.: VAKAR
Ağırlama. : İCLAL
Ağız kısmı yayvan bakır kap.: ÜSKÜRE
Ağız ve dil hareketlerinden yararlanarak,soluk borusuna arka arkaya küçük miktarda hava göndermek için başvurulan soluk alma.: FROG
Ağız yangısı. : STOMATİT
Ağızdan ağıza söylenen parola. : PASAPAROLA
Ağızotu.: YEM
Ağrı Dağındaki bir yayla. : ELİ
Ağrı dağının eski adı. : ARARAT
Ağrı.: VECA
Ağrının Doğubeyazıt ilçesine özgü bir tür köfte.: ABDİKÖR
Ağrılı ve kirpikleri dökülmüş göz.: ÇİPİL
Ağustos ayının ilk haftasına denk gelen yazın en sıcak günlerine verilen ad.:EYYAMIBAHUR
Ağustos böceği.: ORAK BÖCEĞİ
Ağzı çember biçiminde telden yapılma torbaya benzer büyük gözlü ağ. : APOŞİ
Ağzı geniş,tek kulplu su kabı: KANATA
Ağzı sıkı.:KETUM
Ağzın içinde oluşan pamukçuk. : AFT
Ağzına kadar dolu.: LEBALEP
Ahali,sakinler.: SEKENE
Ahbaplık,arkadaşlık,alışkanlık.: ÜNSİYET
Ahırdaki gübreyi dışarı atmak için kullanılan delik, pencere. : TEMEK
Ahi kuruluşlarına girenlerin törenle bellerine bağlanan kuşak. : ŞED
Ahize,alıcı,reseptör. : ALMAÇ
Ahlaklı.: NEZİH
Ahmaklık. : HAMAKAT
Ahmet Raşit Öğütçü. : ORHAN KEMAL
Ahmet Rıfatın kurduğu,insanın bütün nefis baskılarından,geçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir Sünni sistemi.: RUFAİLİK
Ahşap ve çubuklarla yapılan ve pencerelere takılan siper.: KAFES
Ahududu soslu şeftalili,krem şantili dondurma.: PEŞMELBA
Ahududu. : AĞAÇ ÇİLEĞİ
Aids testi. : ELİZA
Aids virüsü.: HİV
Ailesine bakan./Yoksul: AİL
Ajanda.: ANDAÇ
Akaç. : DREN
Akaju. : MAUN
Akanyıldız. : AĞAN : ŞAHAP
Akarsu krosu. Sal yarışı.: RAFTİNG
Akarsu krosu.: RAFTİNG
Akarsu yatağı., mecra. : AKAK
Akbaba.: KERKES
Akciğer zarı iltihabı.:PNÖMONİ
Akciğer. : RİE
Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses. : RAL
Akdeniz ülkelerinde görülen, en çok keçi sütü ile bulaşan ateşli bir hastalık.: MALTAHUMMASI
Akdeniz yöresinde yetişen ve çiçek tomurcukları turşu yapımında kullanılan bir bitkiye verilen ad. : KEBERE
Akdeniz bölgesinde bir akarsu. : ALATA
Akdeniz Bölgesinde yaygın bir çiçek.: BEGONVİL
Akdeniz Bölgesinin batı kesiminde bir akarsu.: EŞEN
Akdeniz çevresinde bol yetişen,ateşe ve öksürüğe karşı sağaltıcı bir etkisi bulunan,uyarıcı,güçlendirici,yara sağaltıcı olarak da yararlanılan bir bitki.: DALAKOTU
Akdeniz çevresinde yaşayanlarda görülen kansızlık.Cooley hastalığı. : TALASEMİ
Akdeniz çevresinde yetişen ve dalları sepet örmekte kullanılan bir ağaççık.: AYIT
Akdeniz ve Marmarada yaşayan kırmızı renkli,eti lezzetli bir balık. : MAZAK
Akdeniz yöresinde görülen çok sıcak rüzgar. : SİROKO
Akdeniz yöresinde kendiliğinden yetişen ve dokumacılıkta kullanılan bir bitki.: ALFA
Akdeniz yöresinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen bir bitki. : HAVACIVA
Akdeniz yöresinde yetiştirilen ve lezzetli kökleri sebze olarak kullanılan bir bitki.: İSKORÇİNA
Akdenizde İtalyaya ait bir ada. : ASİNARA
Akdenizde yaşayan beyaz etli bir balık. : HANİ
Akdenizde yaşayan iri karides türü. : NİKA
Akdenizde yaşayan,pullu,eti beğenilen bir balık.: SİNARİT
Akdenizde yaşayan,vücudu yassı,pullu,eti lezzetli bir balık.: İŞKİNE
Akıcı söz. : SELİS
Akıl hastalıklarının genel adı. : PSİKOZ
Akıl. : US
Akıldışıcılık. : İRRASYONALİZM
Akıllı,zeki.: LEBİB
Akıllıca. : ALEMİYANE
Akılsız,budala. : EBLEH
Akıntılı hastalık.: AKARCA
Akıtaç. : PİPET
Akıtma.: İSALE
Akkız otu,mübarek dikeni gibi adlar da verilen ve çiçekli dalları halk hekimliğinde kullanılan otsu bitki.: ŞEVKETİ BOSTAN
Akkor. : NARIBEYZA
Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyan,ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti.: VOLONTARİZM
Aklı başında olmayan,baygın.: BİHUŞ
Aklı yatmış. : KAİL
Akran,eş.: BEKTAŞ
Akran. : TAYDAŞ
Akrep takım yıldızının kuyruğunun güneyinde yer alan,küçük güney takımyıldızı,sunak.: ALTAR
Aksarayda bir baraj. : APA
Aksu,ak basma,perde.: KATARAKT
Akşam vakti,akşam namazı. : AŞA
Aktinyum elementinin simgesi. : AC
Akut lösemilerin tedavisinde kullanılan bir antibiyotik. :AZASERİN
Akyuvar. : LÖKOSİT
Alaca benekli./Cüzamlı./Çiçek bozuğu. : ABRAŞ
Alaca,iki renkli.: YANAL
Alakasız.(Mecazi). : KELALAKA
Alamanadan küçük,üç çifte balıkçı kayığı. : MANYAT
Alan korkusu.: AGORAFOBİ
Alaşım. : HALİTA
Alaturka müzikte kullanılan bir tür zilsiz tef.: BENDİR
Alavereci. : SPEKÜLATÖR
Alay,eğlenme. : MEZEK
Alaysı. : İRONİK
Alçak kimse. : DENİ
Alçalma. : ZÜL
Alçı taşı.: JİPS
Alçıdan kabartma süsler.Süslemecilik sanatında alçak kabartma tekniğinde,mala ile yapılan alçı süslemeye verilen ad. : MALAKARİ
Aldatma,oyun,düzen.: DESİSE
Alev.Yalaz. : ALAZ
Aleve tutularak pişirilmiş.: FLAMBE
Alevi ve Bektaşi müritleri aydınlatmak için düzenlenen cemaatlerde dedelere yapılan yardım veya verilen para.: HAKKULLAH
Alevi-Bektaşi törenlerine verilen ad Alevi semahı.: CEM
Alışılagelen.: BERMUTAT
Alışkanlık.: ÜNSİYET
Alışkanlıkla elde edilmiş beceri.: RUTİN
Alışma,kaynaşma.: ÜLFET
Alışveriş. : AKSATA
Alışverişte çok kar amacını güden kimse.: BEZİRGAN
Alkalik. : KALEVİ
Alkil kökü. : AMİNO
Alkolde eriyen hayvani reçine.: GOMALAK
Allahın buyruklarına uyma.: TAAT
Almak,alıp götürmek.: APARMAK
Alman,Avusturya,İngiliz,Rus ve İsveç askeri hiyerarşisinde en yüksek rütbe.: FELDMAREŞAL
Almanca evet.: JA
Almanya dışına sürülmüş Musevilerin 14. asırdan başlayarak kullanmış oldukları Almanca-Yahudice karması dil. : YİDİŞ
Almanya ve Avusturyada kullanılmış eski gümüş para. : TALER
Almanya ve İtalyada resim müzelerine çoğu zaman verilen ad. : PİNOKOTEK
Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç.: KAKÜL
Alosada denilen balık.: TİRSİ
Alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş.: PELİKAN
Alt,aşağı.:ZİR
Altay panteonunda deniz tanrıçası. : AKANA
Altı aylığa kadar körpe yaban domuzu.: FESEK
Altı çan biçiminde genişleyen etekler için kullanılan sözcük. : KLOŞ
Altı düz,üçgen biçiminde yelkenli iki kişilik tekne. : ŞARPİ
Altı mukavva ile beslenmiş,üstü sırmalı işleme.: DİVAL
Altı veya sekiz çift kürekle çekilen dar,uzun bir çeşit kayık : KANCABAŞ
Altın alaşımı.: ORÜR
Altın kökü. : İPEKA
Altın renginde olan.: ALTUNİ
Altın ve gümüş eritilen kabın içine konulan çerçeve. : İLİCE
Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş. İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz kumaş. : DİBA
Altından yapılma,altın rengi. : ZERRİN
Altıpatlar da denilen bir tabanca türü.: REVOLVER
Altmış santimlik bir uzunluk ölçüsü. : ARŞIN : ENDAZE
Altmış yıl.: SİTTİNSENE
Altmışlı yılların başlarında doğan bir Jamaika müziği.:SKA
Altyapı. : İNFRASTRÜKTÜR
Alüminyum,bakır ve magnezyum katılmış çinko alaşımlarına verilen ad. : ZAMAK
Alüminyumun simgesi: AL
Alüvyon. : LIĞ
Alyuvarlar. : ERİTROSİT
Amaçlamak.: İSTİHDAF ETMEK
Amaçtan şaşmak: ÇAVMAK
Amasyada bir göl. : BORABAY
Amasyanın Taşova ilçesi yakınlarında,sarkıt ve dikitleriyle tanınmış mağara. : BALLICA
Amazon bölgesinde bataklık sık orman.: İGAPO
Ameliyat bıçağı. : BİSTÜRİ : NEŞTER
Ameliyat ipliği. : KATKÜT
Amerika ve Avustralyada yaşayan,kürkü değerli memeli bir hayvan.: OPOSSUM
Amerikada yaşayan, avlanması ve postlarının satılması yasak olan memeli bir hayvan. : OSELO
Amerikada 1917de çeşitli meslekten insanları kültürel,insancıl amaçlar çerçevesinde toplamak amacıyla kurulan kulüp.: LİONS
Amerikada Amazon,Afrikada Nijer ırmakları gibi Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad. : SELVA
Amerikada yaşayan ve yavrularını sırtında taşıyan keseli sıçan. : SARİG
Amerikanın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç,hint bademi.: KAKAO
Amerikanın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaççık.: İKAKO
Amerikanın tropikal bölgelerinde yaşayan kimi kemiricilerin ortak adı.: AGUTİ
Amerikan armudu : AVOKADO
Amerikan devesi. : LAMA
Amerikanın ekvator bölgesindeki tatlı sularda yaşayan bir kaplumbağa. : MATAMATA
Amerikanın sıcak bölgelerinde yetişen ve mandalinaya benzer meyvesi olan bir ağaca verilen ad. : GUAYAVA
Amine Hatunun Hazreti Muhammede hamile kaldığı gece.: REGAİP
Amip,akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma.: AMİTOZ
Amirler. : ÜMERA
Amonyak tuzu. : NIŞADIR
Amyant. : AKASBEST
Ana ırmağa karışan akarsu.: GELEĞEN
Ana kent. : METROPOL
Ana rahminde doğma zamanını tamamlayamamış veya vaktinden önce düşmüş çocuğa verilen ad. : CENİN
Anadolu beyliklerinde donanma askeri. : AZAP
Anadolu halklarının ana tanrıçası. : KİBELE
Anadolu halklarının en eski ana tanrıçası,: MA
Anadoluda doğup Karadenize dökülen akarsuların en doğuda olanı.: ÇORUH
Anadoluda Lykia bölgesinin en önemli liman kentlerinden biri.: PATARA
Anadoluda seyirlik köy oyunlarını düzenleyen kişiye verilen ad.: KIZILAYAK
Anadoluda yüzyıllardan buyana göçerler arasında dokunan bir tür ensiz dokumaya verilen ad. : ÇARPANA
Anadolunun bazı yörelerinde mercimekli bulgur pilavına verilen ad.: MÜCEDDERE
Anadolunun bazı yörelerinde tohuma verilen ad. : BİDER
Anadolunun çeşitli yörelerinde genellikle kadınların vücutlarının çeşitli yerlerine yaptırdıkları dövme. : DAK
Anadolunun en eski halkı.: LUVİLER
Anadolunun güneybatısının antik devirlerdeki adı. : KARİA
Anadolunun iç ve doğu kesimlerinde yaşayan,toprak altına yuva kuran memeli bir hayvan.: AVURTLAK
Anadolunun kimi bölgelerinde erkekler arasında yapılan sohbet toplantıları: BARANA
Anadoluya özgü bir halk oyunu.: TAMZARA
Anahtar. : AÇAR
Anakent,ana şehir.: METROPOL
Anarşizmin rengi.: KARA
Anasonsuz üzüm rakısı. : DÜZİKO
Anayurdu Meksika olan,odunundan kırmızı boya elde edilen bir ağaç.:BAKAM
Anayurdu Orta ve Güney Amerika ile Batı Hint adaları olan elli kadar ağaç ve çalı türünün ortak adı.: JAKARANDA
Angolanın başkenti.: LUANDA
Angolanın para birimi.: ESKÜDO
Anında çeviri.: SİMÜLTANE
Anında,hemen.: ALAMİNÜT
Anıtkabirin tasarımını da gerçekleştiren ünlü mimarımız.: EMİN ONAT
Anıtmezar. : MOZOLE
Ankara keçisinin kılı. : MOHER
Ankara ve yöresine özgü iki kişiyle oynanan ağır ritimli bir halk oyunu.: FİDAYDA
Ankara yöresine özgü bir halk oyunu.: MİSKET
Ankaradaki Hitit Güneşi adlı anıtıyla tanınan,1905-1978 yılları arasında yaşayan heykelcimiz.: NUSRET SUMAN
Ankaranın Kızılcahamam ilçesinde ulusal park kapsamına alınan orman alanı.: SOĞUKSU
Anket. : SORMACA
Anlam bakımından birbirine bağlı iki dizeden oluşmuş şiir parçası.: BEYİT
Anlambilim.: SEMANTİK
Anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak.: BÖĞÜRMEK
Anlaşma,uyuşma. : ANTANT
Anlatışta düzgünlük.: FESAHAT
Anlayış. : İZAN: FERASET
Anlayışlı.:FERASETLİ.: ZEYREK
Anlayışsız,ahmak,kalın kafalı.: GABİ
Ansızın gelen bela,sıkıntı. : MUSİBET
Antakyada,bir çok dinsel yapı bulunan ve tabiatı koruma alanı kapsamına alınan dağ.: HABİBNECCAR
Antalya ilinde antik bir kent.: SİMENA
Antalya körfezinin batı kıyısında bir burun. : GELİDONYA
Antalya Körfezinin batı kıyısında bir koy ve burun.: ADRASAN
Antalya ve Fethiye körfezleri arasında yer alan yarımadanın adı.: TEKE
Antalya yöresine özgü,kaburga kemiği ve pirinçle yapılan bir yemek.: LABA
Antalyada bir baraj.: ALAKIR
Antalyada bir mağara. : KARAİN
Antalyada Kale ve Finike ilçeleri arasında yer alan kıyı gölü.: BEYMELEK
Antalyada Manavgat çayı üzerinde bir baraj ve hidroelektrik santralı.: OYMAPINAR
Antalyada tanınmış bir mağara.: DAMLATAŞ
Antalyanın Elmalı ilçesinde tabiatı koruma alanı kapsamına alınan ve Toros sediri ağaçlarıyla kaplı olan orman alanı. : ÇIĞLIKARA
Antalyanın eski adı.: ADALYa
Antalyanın Lara bölgesinde,yaklaşık 150 kuş türünü barındıran bir göl.: YAMANSAZ
Antalyaya özgü tahinle yapılan bir yiyecek. : HİBEŞ
Antarktikada etkin bir yanardağ.: EREBUS
Antepfıstığıgillerden,sıcak bölgelerde yetişen,kabuğu hekimlikte,yaprakları dericilikte kullanılan bir ağaç. : SOMAK
Antik çağda daha çok mezar taşı işlevi gören ama adak,anı veya sınır taşı olarak da dikilen taş levha.: STEL
Antik çağlarda Kızılırmak ile Sakarya ırmağı arasındaki bölgeye verilen ad. : GALATYA
Antik çağlarda,Anadolunun güneybatısına verilen ad.: LİKYA
Antik Yunanda,konserler verilen,şiirler okunan,oyunlar oynanan,genellikle dikdörtgen biçiminde,üzeri kapalı yapı.: ODEON
Antillerde ve bütün tropikal bölgelerde yetiştirilen,kökündeki yumrulardan ararot çıkarılan bir kamış çeşidi.: MARANTA
Antimonun simgesi. : SB
Antlaşma:. MUAHEDE
Anüsten su vermek yoluyla kalın bağırsağın içini temizleme.Lavman.: TENKİYE
Apandis iltihabı.: APANDİSİT
Aptal. : ALIK: ŞAVALAK
Ara,arasında.: BEYN
Ara. : ANTRAKT
Araba oku.: ARIŞ
Araba okunun ekseni. : İK : İĞ
Araba üzerine gerilerek içine saman veya tahıl doldurulmuş büyük kıl çuval.: GERİ
Araba vapuru. : FERİBOT
Arabacı.: KOÇAŞ
Arabada saman yüklenen taşıma sepeti. : ÇİTEN
Arabistan plakası. : KSA
Arabistan yarımadasında yaşayan bir çok Arap kabilesinin ortak adı. : MAZİN
Arabistanda çeşitli yerlerde kurulan pazarlar.: SUK
Aracısız,doğrudan. : BİLVASITA
Arap abecesiyle yazılan ve ancak büyüteçle okunan bir yazı biçimi. : GUBARİ
Arap abecesiyle yazılan bir yazı türü. : CELİ : HİLALİ.: TALİK
Arap alfabesinin her hangi bir rakamı karşılayan ve anlamsız sekiz kelimeden oluşan değişik bir düzeni. : EBCET
Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri. : FANTAZMA
Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri.: FANTAZYA
Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse.: ARABİST
Arap erkek giyiminde,kefiyenin kaymaması için başa geçirilen ayarlı çember.Yün çember bağ. : AGEL
Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi.: RIKA
Arap harfleriyle yazılmış metinlerde kısa ünlüleri göstermek için kullanılan işaret.: HAREKE
Arap reisinin evi. : ZAMALA
Arap yazısının düz ve köşeli çizgilerle yazılan eski bir biçimi.: KUFİ
Arapça çok karanlık gece.: LEYLA
Arapça da ben. : ENE
Arapça dilbilgisinde fiil çekim örneklerini içeren kitap.: EMSİLE
Arapça el yazısı biçimi. : RIKA
Arapça kuş.:TAYR
Arapça zarf yapan gibi anlamında benzetme öneki.: KE
Arapçada domuz. : HINZIR
Arapçada inandık anlamında bir söz.: AMENNA
Arapların başlarındaki serpuş. : KEFİYE
Arapların Recep ayında kestikleri kurban.: ATİRE
Araz. : İLİNEK
Arazi üzerinde serilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren geometrik biçimli tahta lata. : MİRA
Arazide dikilen işaret çubuğu. : ARDA
Ardıç kozalağı. : EFİN
Argo da adam,herif anlamında söz. : LAVUK
Argo da ahlaksız kimse. : KAYARTO
Argo da esrar. : OT
Argo da hiç emek vermeden ele geçirilen şey. : LÜP
Argo da orta yaşlı erkek. : KIRANTA
Argoda aptal,sersem.: GEBEŞ
Argoda çirkin kimseye verilen ad.: KOKOROZ
Argoda dikizleme.: RONT
Argoda dolap.: KETENPERE
Argoda dost,metres anlamında sözcük.: GACO.: ZAMKİNOS
Argoda fahişe.: KEVAŞE
Argoda gizli dost.: AŞNAFİŞNE
Argoda görgüsüz,kaba saba kimseye verilen ad.: ZONTA
Argoda hamama verilen ad.: TATO
Argoda hile,düzen,tuzak.: TONGA
Argoda kağıt para.:PAPEL
Argoda lira anlamında kullanılan sözcük.:OSKİ
Argoda metres.:MANTİNOTA
Argoda rakı.:ANZAROT
Argoda sersem,budala,ahmak.: HIRT
Argoda silahla yapılan hırsızlık.: TUFA
Argoda sövme,sövgü.: KALAY
Argoda tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma.: MANİTA
Argoda tavla oyununda kullanılan zar.: KEMİK
Argoda vurgun anlamında sözcük.: TUFA
Argoda yolsuzca veya zorla elde edilen mal.: KAPAROZ
Argoda,şuna bak,hale bak anlamında bir sözcük.: KİTAKSİ
Argoda alay. : SARAKA
Argoda altın lira. : OSKİ
Argoda bit. : MACAR
Argoda cebi delik. : KOKOROZ
Argoda çalmak ,aşırmak. : AŞIRAMENTO
Argoda değersiz,kötü. : KITIPİYOZ : KITIPİYOS
Argoda değersiz,önemsiz,derme çatma. : CAVALACOZ
Argoda genç ve yakışıklı erkeğe verilen ad. : LAÇO
Argoda git defol anlamında sözcük. : NAŞ
Argoda giysi. : FAÇA
Argoda gizli yer. : SOTA
Argoda gösteriş,çalım. : AFİ
Argoda gözetleme. : ERKETE
Argoda güzel giyimli,çok şık. : APİKO
Argoda külhanbeyi tavırlı kimse. : ADADİYOZ
Argoda oynaş. : AFTOS
Argoda uydurma söz,yalan.: KITIR
Arı beyi.:ANAARI
Arı kil. : KAOLİN
Arıların çıkardığı bir tür salgı.. : EĞİR
Arıların kovan deliğini kapatmak için kullandıkları sarı ve yumuşak madde,balmumu.: KİREBOLU
Aristokrasi.: ZADEGAN
Aristotelesin şiir anlayışından alınan ve sanat yapıtını birtakım kurallara bağlı olmakla birlikte dünyanın bir taklidi olarak tanımlayan terim. : MİMESİS
Arjantinin plaka işareti.: RA
Ark.Kıvılcım. : ŞERARE
Arka. : PEŞ : AKAB
Arkadaş,geceleri konuşulup dertleşilen dost.: SEMİR
Arkadaş. : ENİSE
Arkadaş.:YAREN : REFİK
Arkalıksız iskemle. : SEKMEN
Arkalıksız küçük iskemle. : OTURAK
Arkalıksız,alçak,yumuşak,ayakları gözükmeyen oturacak. : PUF
Arkası kabarık,oturak yeri geniş koltuk. : BERJER
Arkası yırtmaçlı resmi ceket. : CEKETATAY
Arkası yırtmaçlı,etekleri uzun,çift sıra düğmeli,resmi erkek ceketi.: REDİNGOT
Arkeolojide antik kentlerin mezarlarına verilen ad. : NEKROPOL
Arkeolojide,genellikle boynuz veya hayvan başı biçiminde içki kabı.: RİTON
Armağan,karşılıksız verilen: PEŞKEŞ
Armut biçiminde ipek telli Vietnam lavtası. : TİBA
Arnavutluk para birimi. : LEK
Arnavutlukun plakası : AL
Arpa,buğday ve benzerlerinin kalburdan geçirilmiş bölümü.: ELENTİ
Arsenik. : ZIRNIK
Arsız sokak çocuğu,piç. : KOPİL
Arşının sekizde bir uzunluğunda ölçü birimi.: URUP
Arşiv.:BELGELİK
Arta kalan. : BAKİ
Artırma yoluyla yapılan satış.: MEZAT
Artvin ilinde,Sahara yaylası ile birlikte ulusal park kapsamına alınan ve doğal güzelliğiyle tanınan bir göl.: KARAGÖL
Artvin ilinde,ulusal park kapsamına alınan ünlü yayla.:SAHARA
Artvinin Ardanuç ilçesinde ünlü bir yayla.: BİLBİLAN
Artvinin eski adı. : LİVANE
Aruz ölçülerinden biri. : REMEL
Aruz ölçüsünde kısa okunması gereken bir heceyi,kalıba uydurmak için uzatma. : İMALE
As.: KAKIM : ERMİN
Asalak bilimi. : PARAZİTOLOJİ
Asalak. : TUFEYLİ : EKTİ
Asbestli çimentodan yapılan bir çatı kaplama gereci.: ETERNİT
Asgari,minimum.: MİNİMAL
Asık suratlı,somurtkan. : ABUS
Asıl hücre ile protoplazma uzantılarından ve bir silindir eksenden oluşmuş sinir hücresi.: NÖRON
Asıl,unsur,hipostaz.: UKNUM
Asilzade,derebeyi.: ALPAGUT
Asit. : HAMIZ
Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret. : KOKART
Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi.: DEVŞİRME
Asker,ordu. : LEŞKER
Asker,ordu.: CEYŞ
Asker. : SÜ
Asker.: SÜ
Askeri ataşe.. : ATAŞEMİLİTER
Askeri donatımın metal bölümlerini temizlemek için kullanılan üstübeç,alkol ve sabun karışımı madde. : ASTİKA
Askeri mahkeme.:DİVANIHARP
Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.: BAŞIBOZUK
Askerlik çağı.: ESNAN
Aslan takımyıldızının Latince adı.: LEO
Asma biti. : FİLOKSİRA
Asma filizinin rengi,açık yeşil renk.: FİLİZİ
Asma kütüğü.: REZ
Asma,kavun,karpuz gibi bitkilerin sürgünü veya dalı.: TEVEK
Asma,yukarı kaldırma. : TALİK
Asmalık.:BAĞ
Aspiratör.: EMMEÇ
Ast. : MADUN
Astarlık bir kumaş türü.: SOF
Astronomi alanındaki buluşları,matematik,doğa bilimleri,coğrafya ve tarih alanındaki çalışmalarıyla ünlü,Orta Çağın en büyük bilginlerinden biri.: BİRUNİ
Astronomi. : FELEKİYE
Asurlular tarafından kurulan ticaret kolonilerine verilen ad.: KARUM
Asya ve Afrikada yaşayan,güzel ötüşlü küçük bir kuş.: BENGALİ
Asyada bir göl.: URMİYE
Asyada bir ırmak. : OBİ : OKA
Asyada ve Malezya takımadalarında yetişen yelpaze yapraklı büyük boylu palmiye.: KORİFA
Aşağı derece.: DEREKE
Aşağılık kimseler,alçaklar anlamında eski sözcük.: EDANİ
Aşı boyası. : OKR
Aşık ve bilye oyunlarında kullanılan, içi oyulup kurşun akıtılarak ağırlaştırılmış boyalı kemik.: AKAT
Aşık kemiği. : KAP : TALUS
Aşık olmaktan duyulan korku. : AMOROFOBİ
Aşılanmamış zeytin ağacı,yabani ağaç.: DELİCE
Aşırı iştahlı.:EKİL
Aşırı iştahsızlık. : ANOREKSİ
Aşırı kitap okuma tutkusu.: BİBLİYOMANİ
Aşırı sembolist sanatçılara verilen isim.(19. Asır sonlarında görüldü).: DEKADAN
Aşırı şişmanlık. : OBEZİTE
Aşırı ulusçuluk.: ŞOVENİZM
Aşiret. : OYMAK
Aşk ateşi. : OD
Aşk. : SEVİ
Aşkla ilgili,kösnül.: EROTİK
Aşure kazanını karıştırmak için kullanılan uzun saplı,yayvan uçlu kepçe.: MABLAK
At ahırı. : TAVLA
At arabalarının tekerleğine geçirilen demir çember. : ŞINA
At eğitimi ve bu eğitimin yapıldığı yer. : MANEJ
At eğitimi yapılan alan.: MANEJ
At gezdirmeliği. : PADOK
At koşturup karşı takım oyuncularına değnek atarak topluca oynanan eski bir Türk oyunu.:CİRİT
At tüyünün rengi. : DON
At üretilen çiftlik. : HARA
At ve eşek yavrusu.: KULUN
At ve kısrak sürüsüne verilen ad.: ÜREK
At veya araba uşağı. : İSPİR
At yarışlarında kullanılan klasik engele verilen ad. : OKSER
At,eşek gibi tek tırnaklı hayvanların tırnağı. : TOYNAK
At,köpek gibi evcil bir hayvanın soy kütüğü. : PEDİGRİ
Ata bakan,tımar eden kimse,at bakıcısı.: SEYİS
Atardamar bozukluğu. : ARTERİT
Atardamar. : ARTER
Atardamarda kanın pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma.: AMBOLİ
Atasözlerine dayanan didaktik Çin-Japon şiiri. : Pİ
Ateş anlamına gelen Sanskritçe sözcük.: AGNİ
Ateş böceği. : ARUSEK
Ateş. : KOR : NAR
Ateşe tapanlar,Zerdüşt dinine bağlı olanlar. : MUGAN
Ateşli silah çapı. : KALİBRE
Ateşli silahlarda atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde.: CEPHANE
Ateşperest. : MECUSİ
Ateşte kızartılmış taze buğday veya mısır. : ÜTME
Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım.: UÇKUN
Atgillerden soyu tükenmiş olan küçük,çevik bir yaban atı.: TARPAN
Atı yönetmek için ağzına takılan demir araç : GEM
Atıcılık sporunda bir dal.:SKEET.:TRAP.: BALTRAP
Atıcılık. : RİMAYET
Atılmış,eğrilmeye hazırlanmış,top biçiminde yün veya pamuk: TULUP
Atın ağzına takılan demir araç. : GEM
Atın başındaki süsler. : OYAN
Atın bir koşma biçimi.: RAHVAN
Atın bir tür hızlı yürüyüşü.: EŞKİN
Atın eşkin yürüyüşü. : LİNK: ADETA
Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü.: TIRIS
Atın kişnemesi. : OKRAMA
Atıştırmalık. : SNACK BAR
Atik,çevik.: ÇALAK
Atilla İlhanın lakabı : KAPTAN
Atlara binilerek değneklerle oynanan bir çeşit top oyunu.: POLO
Atların ağzına takılan kantarma türlerinden biri. : PELEM
Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık.: KİLİT
Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen hastalık. : ARPALAMA
Atların boynuna takılan muska,değerli taş,hayvan tırnağı gibi şeylere eski Türklerde verilen ad.: MONCUK
Atların taşınması için yapılmış kapalı taşıma aracı.: VAN
Atlas çiçeği.: KAKTÜS
Atlas. : SATEN
Atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli,yüksekçe yer.: PODYUM
Atletizmde on ayrı dalda yapılan yarışma.: DEKATLON
Atlı savaşçı. : ŞÖVALYE
Atmaca ve doğana benzeyen bir tür yırtıcı kuş.: MUYMUL
Atmaca,doğan.: LAÇIN
Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmeleri,rüzgar,yıldırım,yağmur,dolu gibi olaylara verilen genel ad.: METEOR
Atmosferin 11 km kalınlığında olan ilk katmanı. : TROPOSFER
Atmosferin,yeryüzünden 80 km yükseklikte başlayan son tabakası.: İYONOSFER
Atom çekirdeğinde her bir (+1) pozitif elektrik yükü taşıyan tanecik.: PROTON
Atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun ortak adı. : NÜKLEON
Atom parçacığı. : PARTİKÜL
Atölye. : İŞLİK
Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi. : FERMA
Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi.: FERMA
Av vergisi,av resmi. : SAYDİYE
Av. : ŞİKAR
Ava alıştırılamayan bir tür doğan. : ESPERİ
Avcı çantası.: CELBE
Avcı kulübesi Avcı pusu yeri. : AVSİN. : EVSİN
Avcı kulübesi.: GÜME
Avcılar için göl kenarında yapılmış kulübe. : BECENE
Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu. : ÖNEZE
Avda hiçbir şey öldüremeyen veya tutamayan avcı için kullanılan sözcük.: MAZET
Avı çekmek için dökülen yem.: DADAMIK
Avlamak istediği yaban domuzu tarafından öldürülen,Bybloslu genç Fenike tanrısı.: ADONİS
Avlu.,iki ve daha çok katlı ev,sofa. : HANAY
Avrupa Birliğine üye ülkelerin ortak para birimi.: EURO
Avrupa Futbol Birliğinin kısaltması.: UEFA
Avrupa uzay ajansı. : ESA
Avrupa uzay araştırmaları örgütü. : ESLO
Avrupa ve Kafkasyanın yüksek dağlarında yaşayan bir cins dağ keçisi.: ŞAMUA
Avrupa Yayın Birliği. : EBU
Avrupada 18. asırda egemen olan İtalyan opera tarzının adı.: NAPOLİTEN
Avrupada bir ırmak. : İNN
Avrupada yaşayan bol renkli iri bir kelebek türü. : ADELA
Avrupanın en büyük gölü. : LADOGA
Avrupalıların Çin devlet memurlarına verdikleri ad. : MANDARİN
Avşa adasına verilen ad.: TÜRKELİ
Avşa adasında yetişen ve iyi bir sofra şarabı elde edilen kırmızı üzüm cinsi. : ADAKARASI
Avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek adamına verilen ad : DAVA VEKİLİ
Avukatların meslek örgütü. : BARO
Avustralya tavuğuda denilen bir kuş. : MELİ
Avustralyada yaşayan bir cins devekuşu. : EMU
Avustralyada yaşayan çeşitli otçul keselilerin ortak adı.: VALABİ
Avustralyada yaşayan keseli ağaççıl memeli hayvan.: KOALA
Avustralyada yaşayan,ağır gövdeli,kısa bacaklı hayvan.: VOMBAT
Ay ( kamer ) takviminin beşinci ayı,büyük tövbe ayı.: CEMAZİYÜLEVVEL
Ay ağılı,hale. :AYLA
Ay çiçeğine verilen bir başka ad.: GÜNEBAKAN
Ay takviminde on birinci ay. : ZİLKADE
Ay takviminin yedinci ayı.: RECEP
Ayağa kalkmak. : KIYAM
Ayağa vurulan halka,köstek,pranga.: BUKAĞI
Ayağı kayma,sürçme. : ZEL
Ayağı sakat olan.: ÇOLPA
Ayağı sekili at.: ALABACAK
Ayağına çabuk,atik,çevik.: ÇALAK
Ayak : KADEM
Ayak bakımı.:PEDİKÜR
Ayak bastı parası. : KADEMİYE
Ayak bilekliği.. : HALHAL
Ayak takımı.: PARYA
Ayak topu. : FUTBOL
Ayakkabı bağı.: BAĞCIK
Ayakkabı boyama. : LOSTRA
Ayakkabı çekeceği. : KERATA
Ayakkabı kalıbının çapı. : LORTA
Ayakkabı yapıştırıcısı. : ÇİRİŞ
Ayakkabı,çanta yapımında kullanılan parlak deri.: RUGAN
Ayakkabıcılıkta kenar düzeltmek için kullanılan metal alet.: MAKİNETA
Ayakkabıların altına çakılan demir.: NALÇA
Ayakkabının altını kalınlaştırmak için yerleştirilen parça.: FİYAPA
Ayakkabının ön tarafında dikişle ayrılmış burun bölümü. : MASKARATA
Ayakkabının üstünden bacağın alt bölümüne değin sarılan,kumaş yada köseleden yapılmış bir tür tozluk.: GETR
Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü. : SAYA
Ayaklı,taşınır ocak.: MALTIZ
Ayaklık. : PEDAL
Ayakta duran. : KAİM
Ayarı bozuk (para). : NASARA : NASERE
Aydın ilinde bir baraj.: MADRAN
Aydın yöresinde,kadınların kına gecesi,düğün,bayram gibi özel günlerde başlarına örttükleri geniş örtüye verilen ad.: ULADA
Aydınlatma,ışıklandırma.: TENVİR
Ayın etkisiyle huyunun değiştiği düşünülen kimse.: AYSAR
Ayın on dördü.: BEDİR
Ayırıcı duvar,cidar.: ÇEPİÇ
Ayırmaç.:FARİKA
Ayırtman. : MÜMEYYİZ
Aylandız da denilen ve gölge ağacı olarak dikilen kötü kokulu bir ağaç. : KOKARAĞAÇ
Aymaz. : GAFİL
Aynı adlı karabiberden elde edilen bir tür içki. : KAVA
Aynı adlı keçi türünün ince,yumuşak,parlak yünü.: TİFTİK
Aynı cins. : HETEROJEN
Aynı cinsten şeyler arasındaki ince fark.: NÜANS
Aynı işi yapan esnafın bulunduğu çarşı. : ARASTA
Aynı oranda aynı element oluşumunda ama farklı özellik taşıyan iki bileşikten biri.: İZOMER
Aynı rengin çeşitli tonlarıyla yapılan resim. : KAMAYÖ
Aynı tiyatroda çalışan oyuncular topluluğu.:TRUP
Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu.: KONVOY
Ayrıca değerli taşlarla süslü olmayan altın veya gümüşten yapılmış kuyumculuk işleri.: SADEKARİ
Ayrılış,ayrılık. : FİRKAT
Ayrılma. : İNFİRAK
Ayrılmış,dağınık. : MÜTEFERRİK
Ayrıntılar.: MÜFREDAT
Ayvalık ilçesindeki ünlü turistik tepe: ŞEYTAN SOFRASI
Az aydınlık yerlerde görememe biçiminde beliren göz hastalığı: TAVUKKARASI
Az bulunan,nadir.:TURFA
Az eğimli arazi.: BAYIR
Az kavrulmuş un ve tavuk eti dövülerek yapılan,pelte kıvamında yöresel bir yemeğe verilen ad. : HERİSE
Az miktarda.: CÜZİ
Az pişmiş et. : TATARİ
Az sözle çok şey anlatma. : İCAZ
Az yada çok kabarık enine fitillerle belirginleşen ipekli bir dokuma. : GROGREN
Azalma. : FİRE
Azap.: EZİNÇ
Azerbaycanın başkenti.: BAKÜ
Azerbaycanın para birimi.: MANAT
Azerbaycanlı ünlü yazar.: ANAR
Azgın,kızgın hayvan.: AKUR
Azı dişi.: NAB
Azılı atları zaptetmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç.: KANTARMA
Azınlık,azlık. : EKALLİYET
Aziz mezarı.: RAVZA
Azman bir midye çeşidi.: PİNES
Azmış yara.: BICILGAN
Azotun bir başka adı. : NİTROJEN

Bu yazı a, Bulmaca sözlüğü, Bulmaca Sözlüğü a içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s